An an yorgunluktan içime kapandığım, an an yerimde duramamaktan duraklarca yürüdüğüm çalkantılı bir mart ayının jurnalinden merhabalar. Mart ayı geldiğinde kendi kendime hep “heyecanlanma… heyecanlanma…” derim. Kışı resmen bitirmiş olmanın verdiği o kıpır kıpırlık ne yazık ki mart yağmurlarıyla erir gider. Bu senenin mart ayında da fiilen kışı yaşamaya devam ettik büyük oranda, ara ara güneş açmadı da değil. Bu ay bi’ açıldık, cumartesilerce gezdik; bi’ kapandık, zaten hava da kötü deyip evimizde oturduk. Kimi gün bu son mont giyişimizdir herhâlde dedim kimi gün atkımı sarınıp öyle çıktım evden. Önümüzdeki güneşli yazın hatırına katlandığım yağmurlu mart, yine yağmurlu bir günle…


Çılgınlar gibi yoğun, yavaş ve soğuk geçen bir ayın, şubat ayının jurnalinden merhaba! Aylardır çeşitli bahanelerle n’aptım n’ettim yazılarını ihmal ediyordum.

Çeşitli bahaneler:

-Minik bir iş değişikliğiyle gelen yoğunluk

-Medium’dan kendi siteme taşınma işleri

-Havanın mütemadiyen kapalı olmasının getirdiği karamsar ruh hâli

-Okunacaklar listemin kabardıkça kabarması ve artık eritmem gereken noktaya ulaşması

Fakat artık bütün bahanelerimin tükenmesiyle seriye kaldığımız yerden devam etmem şart oldu.

Şubat karlı ve ıslak bir ay oldu. Nedense İstanbul’a bu kadar kar yağacağını hiç ummuyordum. Belki de unutmuştum. İlk yağdığında uzun yürüyüşlere çıkıp karın kokusunu ve ferahlığını doya doya içime çektim. …


6 ay önce Türkiye’ye döndüğümüz ilk günlerde wishlistimdeki kitaplardan birini elime aldım. İlk sayfayı çevirdiğim an bir şey fark ettim: bu kitap, üç yıldır okuduğum ilk basılı kitaptı! Çok tuhaf bir histi, son üç yıldır okuduğum tüm hikâyeler gözümün önünden bir bir geçti. Gerçekten de hiçbirini “sayfa çevirerek” okumamışım, ya Kindle’da pıt pıt ilerlemişim, ya kulaklıkla dinlemişim.

Tam o an ikinci kritik farkındalık geldi: basılı kitap okumadığımı o ana kadar hiç fark etmemişim! …


Annesi göçmen babası yörük biri olarak, bin yıllardır yerleşik hayat süren bir ırktan gelen Yefan’ı bile oradan oraya taşımayı başarınca birçok şeyin yeni bir boyut kazandığı son dönemde artık gediklisi olduğum taşınma eylemini bir de online olarak gerçekleştirmeye karar verdim ve ayrı eve çıktım, pılımı pırtımı toplayıp Medium’dan ‘’kendi evime’’, dinlenmetesisi.com’a taşındım. Bundan böyle aylık n’aptım n’ettimler ve diğer minik denemeler için Medium’a gelenleri orada ağırlayacağım. Müessesemiz klimalıdır.

Peki, dinlenmetesisi.com nedir? derseniz, kısaca şöyle anlatabilirim:

Hepimizin gün içinde kaçtığı minik dinlenme tesisleri olduğuna inanıyorum. Kimimizin filmlerdeki gibi ‘’hep gittiği o sahil bankı’’, kimimizin en sevdiği kitabı, kimimizin Instagram sayfaları kimimizinse…


Ofis manzarası

Geçtiğimiz ayları, başımıza gelenleri ve gelebilecekleri düşününce bitmesi için sabırsızlandığım yılı, bu konuda beni hiç üzmeyerek hızlı hızlı geçen günlerle nihayete erdiriyoruz. Kaldı bir ay, bir jurnal, ha gayret! Kasımla hiçbir problemim olmadı, hep kendi halinde, sessiz sakin bir aydı. Bu sene de öyle geçti, aksiyonsuz.


İstanbul

Hello everyone from the journal of the month, October, that makes us feel like we are coming to the end of the year. Every year in October, I get the feeling, “Let’s brace up and do the last controls of what we had done up to now…”. I slowly start to close the year and leave. It is the same this year, I have already passed from month to year evaluations in my mind.

I was at home for half of the month. As it should have been in these times, but it has not actually been for a while…


Kuleli

Yılı yavaş yavaş bitirdiğimizi hissettiren ayın, ekimin jurnalinden herkese merhaba. Her sene Ekim ayı gelince, “Hadi artık, yavaş yavaş toparlanalım…” hissine kapılıyorum. Ağır ağır başlıyorum yılı kapatıp çıkmaya. Bu sene de öyle oldu, ay değerlendirmelerinden yıl değerlendirmelerine geçtim bile kafamda.


İznik Gölü

Benim için senenin ilk ayının, eylülün journalinden merhaba. Eylül haftanın pazartesisi gibi, bir şeylere başlamak için yapılmış bir ay. Bir yandan da biraz depresif, ama pazartesi kadar değil. Aynı zamanda yaş aldığım ay (Happy Birthday alkış demektir.) olması eylülün depresifliğini silikleştirirken, yeni kararlar almak için uygun bir dönem olmasını da destekliyor.


Moda

Kişisel tarihimin en uzun ağustos ayının jurnalinden merhaba! Bu ay tarih tekerrür etti, Anadolu’nun kapılarını yeniden açtım ve vatana döndüm. Yurda ayak bastığım gibi emlakçıya, oradan elektrik-su açtırmaya, ardından hemen eşyacıya derken üç gün içerisinde daha jetlag bile olamadan hasbelkader yerleştik yeni evimize. Neden döndük, nasıl döndük, bunları hep konuşacağız, ama önce birkaç ay nefeslenmem lazım.


Görece serin bir ağustos ortasından merhaba! Geçtiğimiz ay, temmuz yazısını Tibet’ten yazacağımı söylemiştim. Bu ayki jurnalimi yayınlamayı planladığım tarihlerde de oralardaydım. Fakat ay benim için öyle karışık başladı ki yazı ertelendikçe ertelendi ve ben o arada Tibet’ten İstanbul’a uçmuş bulundum. (Hoşbulduk :)) Ağustos ayım görece serin geçiyor çünkü bkz. 3 sene tropikal iklimde yaşadıktan sonra kuzeye, İstanbul’a dönmek.

Temmuz ayı benim Çin maceramın son ayıydı ama temmuz ayının başında bile ayın sonunda artık Xiamen’da olamayacağımızın farkında değildik. Yine de belli belirsiz kendini hissettiren ayrılık kokuları bütün ayı elimde büyüyen öğrencilerime, sevgili belalım Liqin’e, favori suşicime ve baloncuklu çaycıma sarılarak geçirmeme…

Şeyma Ye

Editor/Translator @rseymaye dinlenmetesisi.com

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store